27 Mayıs 2011 Cuma

Costas ve Sia


Sia ve Costas Güney Kıbrıs ta yaşıyorlar. Costas ile çook uzun zaman önce arkadaş olduk,dünya tatlısı bir insan. Hani derler ya her eve lazım diye tam da öyle biri:)) çook neşeli,hayat dolu,sevgi dolu...

Sia ile Costas sayesinde tanıştık onlar bu haftasonu evleniyorlar. Sia da tıpkı Costas gibi dünya tatlısı.Fotoğrafta gülmediğine bakmayın İpek onların yanında çok mutlu çok rahat dolayısıyla ben de :))

Kıbrıs ta yaşayan T.C. vatandaşı olarak malesef politik sebepler yüzünden sadece K.K.T.C. vatandaşları Güney Kıbrısa geçebiliyor. Bununla ilgili yazacak tonla şey var ama daha sonra yazarım... Birzirimizi özlediğimiz de saolsun onlar bu tarafa geliyor da vakit geçirebiliyoruz. İnşallah bizim de onların yanına gidebileceğimiz günler gelir...

Sevgili arkadaşlarımızı şimdiden kutluyorum malesef evlilik törenlerin de olamayacağız halbuki ilk defa baş nedime olma teklifi almıştım :((

Costas ve Sia ömrünüz boyunca çook mutlu olun hep arkadaşımız kalın sizi çok seviyoruz...

Ortaya Karışık

Çünkü karıştım,karma karışık oldum :))

Tonla şey yaşanıyor.sabahlar nasıl oluyor, ne zaman akşam oluyor hiiç bir fikrim yok. Tek bildiğim her günün sonun da hep bir yarım kalmışlık hissiyle kendimi yorgun, anlamsız dizilere bakarken buluyor olmam..

Her öğleden sonra aynı şeyi söylüyorum, İpektoş gece uykusuna geçecek ve ben tüm geri kalan işlerimi bitireceğim diye ama nerdeee :))) yemekten sonra mesaisi bitmiş yorgun savaşçı bir kenera yığılıp kalıyorum.. yani kısacası sürekli memnuniyetsizim :P hemen bir örnek vereyim

Zaman zaman İpektoş bana acıyıp iki koca saat uyuyor, tabi ki kesintisiz değil ama uyuyor işte ... ben bebiş olduktan sonra anladım iki saatin neee kadar kocaman bir zaman dilimi olduğunu ve içine neler sığdırılabileceğini :)) artık tüm gününü tek bir işe ayıranlara hayret ediyorum (hemen şimarırım)
Fakat her zaman ben de bu iki koca saati verimli kullanamıyorum yada kullansam da her türlü mutsuz oluyorum, temizlik yapıyorum dinlenemedim diye üzülüyorum,dinleniyorum vay ben niye internetten İpek için birşeyler araştırıp öğrenemedim diye üzülüyorum,araştırıyorum ay azıcık uyusaydım hiç halim yok diyorum... diyorum da diyorum...
İpektoşum artık kocaman oldu :)) neler neler yapıyor...
(ortaya karışık dedim ya İpek uyanmadan aklıma gelenleri yazayım istiyorum)

Sesli sesli kahkahalar atıyor,sürekli  çığlık çıglığa bağırıyor

sıkıldığında komik bir şekilde iç çekiyor
daha da anlatamadıysa üç komik öksürük takliti yapıyor öhÖ öhÖ öhÖ (çok üçkağatçı bu kız yaa)

her bulduğunu ağzına götürüyor

salyamız hiiç eksik değil,üst baş sürekli perişan

sağına soluna dönüyordu artık sıtr üstünden yüz üstüne dönebiliyor bir süre sonra sanırım kolları acıdığı için bir çığlık atıyor hemen düzeltiyoruz hanfendiyi, o baştan başlıyor dönme çalışmasına

itinayla benim az kalan saçlarımı yoluyor ,babanın suratını çiziyor

mama sandalyesin de keyifle meyve yiyor,çorbaya da hayır demiyor

bulduğu her aralıktan televizyona bakmaya çalışıyor ve sonun da televizyon kapatılıyor

dikkati çook dağınık neredeyse hiç meme emmiyor,beni çook teleşlandırıyor :(

artık koca insan kakaları yapıyor
(iki ay ha yaptı ha yapacak diye bekledikten sonra iki güne bir kaka yapınca haliyle karı koca her kaka da küçük kutlamalar yapar hale geldik. Halimiz çook komik çook. Hatta bugün kutlamalara kendimizi çok kaptırmışız o arada ufaklık bizim yatağa çişini yapı verdi. sonuç: kucaklanmış kakalı bir popo acil temizlenmesi gereken çişli bir yatak etrafta koşuşturan anne baba... arada birilerinin de bizi kameraya alması gerek)

gecede en çok iki defa uyanan bızdık olayı aştı bin defa uyanıyor ama neden bilinmiyor.

yatağının parmaklıklarından bacakları çıkarıyor sonra sıkışıp çığlıklar atıyor
malesef daha odasına geçiremedik hala bizim odamızda yatıyor ne kadar doğru yapıyoruz bilmiyorum ama birtürlü odasına geçirmeye içim elvermiyor.
onu her kontrol etmek için otamatik uyanıp göz ucuyla baktığımda 45 derecelik bir açı yapmış buluyorum,gecenin ortasında hanfendi sıkışmadıysa artık ayaklarının olduğu yerde kafası ters yatıyor,sabaha karşı eski pozisyona dönüyor...

çok sıcak :)) yakarcalar,sivrisinekler derken isilik oldu bile...
bugün de serin anlamadım ki ne giydireceği mi!? tek bildiğim tanası da anası gibi üşüdüğün de hemencecik al al olup morarıyor :))

şimdilik aklıma gelenler bunlar biliyorum çok kötüyüm bukadar ilki tarihleriyle gün gün yazmam gerek ama o günlerde gelecek inşallah :))

12 Mayıs 2011 Perşembe

sevgili 'ben kızımın delisiyim' daha güzel yazamazdın ellerine,yüreğine sağlık

Anlaşılamamak / Anlaşamamak

Adamın biri halısını 110 akçeye satıyormuş, oradan geçen biri “bu halının değeri 150 akçe eder, çok ucuza satıyorsun” demiş. Adam dönmüş ve “ama ben 110’a kadar saymayı biliyorum” demiş. Bu kıssayı, yazının devamında da anlaşılacağı gibi moralimin bozulduğu bir gün eşim anlatmıştı. O gün bana ilaç gibi gelmişti ve o gün bugündür karşımdakinin sayabildiğinden fazlasını saymam.
Sen ne söylersen söyle, karşındakinin anladığı kadar değil midir konuştuğun. Bazen uzun uzun anlatırsın, bazen kısaca söyleyip anlaşılmasını beklersin. Her iki durumda da anlaşılmadığını fark edince üzülürsün buna. Anlaşılmamak üzer seni çünkü anlaşılman gerekmektedir. Anlaşılasın ki, anlaşabilesin.
Bu ne yazık ki her zaman böyle olmuyor çünkü ne yaparsak yapalım hayatımızda hep var 110’dan fazla sayamayan insanlar. Sen 130’la ilgili bir şeyler anlatırsın ama karşındakinin 130’u algılama ihtimali bile yoktur. Belli etmemiştir ki sana sadece 110’a kadar saydığını ya da sen anlamak istememişsindir bugüne kadar, sevgin o kadar büyüktür ki görememişsindir. Belki de hayatının tam ortasında olan atsan atılmaz, satsan satılmaz biridir ve sen her daim o insana hayatının içerisinde yer vermek zorundasındır.
Yaşadım bunu… Her iki durumu da yaşadım. Hayatımın içinde, çıkarılamazların arasında var böyleleri. Gel sana 150’ye kadar saymayı öğreteyim desen, o da neymiş bana bu kadarı yeter diyenler de var, öğret bakalım deyip öğreniyormuş taklidi yapanlar da. Gerçekten tahammülü zor oluyor, sinirler geriliyor kimi zaman ama çözüm de o kadar açık ki. 110’a kadar olan sayılarla konuşmaktan başka bir çare var mı? Ben artık öyle yapıyorum ve herkesin anlayacağı dilde konuşuyorum. Bazense 1 bile demiyorum, konuşmaya ya da anlatmaya hiç gerek görmüyorum.
Kafam rahat… Ben rahat… Susmak güzeldir bazen… Yazmaksa en güzel…

4 ay yaşındayız :))

anneler günün de benim ufaklığım da 4. ayını bitirip 5. ayından gün almaya başladı... İlk anneler günümüz pek bir tantanalı geçti pek birşey anlayamadık :)) aranması gereken tonla anneyi arayamadık ,hatta gelen telefonların bir kısmını aman bebiş uyudu aman uyandı derken kaçırdık :)) Bir sonra ki anneler gününe daha hazırlıklı olacağız inşallah:))
Resimde bebişimizin doğumgününü kutlayan Budy ve ona arkadaşlık edeceğini umduğumuz ailemizin yeni üyesi Genna var...
Yazacak tola şey birikti ama bu zamanlar anne ve babanın işlerinin yoğun olduğu zamanlar hatta cuma günü İpekcik de mesai yapacak:))
İnşallah tüm tantana başarılı bir şekilde pazar akşamı sona erecek ve ben tüm birikmiş yazıları yazabileceğim