Powered By Blogger

25 Nisan 2011 Pazartesi

Ankara Gezisi...

Şu iki fotoğrafa bakın da söyleyin, bu çifte bi bebiş gerekmiyo mu yani :))
 Elifçim Mavra'yı açın çok para kazanın da bebiş yapın heh heh
 sevgili Bülent in hazırladığı süper kahvaltı masasından kalanlar:)) hazır İpek uyurken saldırdım vallahi mamalara:))
Canım Murat abimin eşi Aysel abla ve şirineleri Nilüfer ve Başak...
 İyi ki pazar günü onlara gitmişiz yoksa ufaklıkları hiç göremezdik. Nerden bilebilirdim ertesi gün hastaneye yatacağını ufaklığımın.. neyse geçti bitti hepsi Murat abimin sayesinde. Tekrar çok ama çok teşekkür ederim sana Murat abi..
 Süper fotoğraf değil mi?? :)) Süper Selin abla vee İpektoş . Keşke daha çok fotoğraf çekebilseydik...
Bu fotoğrafta İpektoşun çok küçük olduğunu düşünüp onu kucağına almayan küçük dayımızın biraz daha butlansın da öyle kucağına alacağını söylediği an :))

Yazacak tonla şey var ama İpektoş uyandııı

22 Nisan 2011 Cuma

Elveda Hemanjiom

Yazacak tonla şey var... neler oldu neler...
Teşekkür edecek çok sevgili insanlar var.. kimden başlasam...
Peki bu yazacaklarımın hastane bölümünü ufaklığım ve ben ne zaman unutacağız...

Kısaca hemanjiomu anlatayım; annem yanımızdan ayrıldıktan iki gün sonra bir sabah birden bire bebişimin kafasının arkasında beliri verdi.Babişko sabah kalktığımızda Masalı kucağına aldı ve ben o anda çığlık attım o mor şişliği görünce. Doktorumuz Mert bey bunun bir tür hemanjiom olduğunu doğuştan olduğunu,zaman zaman doğduğu an değil de 8. yada 10. hafta da görülebileceğini söyledi. Bekliyeceğiz dedi. Kimisi çok büyür,kimisi 1 yaşına kadar küçülür dedi.

Fakat bir ay için de hızla büyüdü Masalın başının arkasındaki hemanjiom. Bu arada babişko ve ben takipteydik. Tabi ki asıl olay Doç. Dr. Murat Derbent in takibi  ve ilgisiyle son noktaya geldi.

Canım Murat abim ben senin hakkını nasıl ödeyeceğim?? Hiç hiç bilemiyorum vallahi... Nedersin birgün İpek Masal la sana gerçekten teşekkür etme fırsatımız olur mu???...Seni çook ama çook seviyoruz..

Pazartesi sabahı önce Murat abimin detaylıca yaptığı muayeneden kızımız pek iyi ile geçti. Oradan Murat abim bizi Prof. Dr. Faik Sarıalioğlu na yönlendirdi. Faik bey hemanjiomun hızla büyüdüğünü onaylayıp hemen tedaviye başlamayı uygun buldu.
Ben bize bir reçete yazar,15 gün sonra kontrole gelin der diye beklerken hoop hastaneye yatıyorsunuz demez mi doktor bey...
Uygulanacak olan tedavinin hangi vakalar üzerinde nasıl etki ettiğinin resimlerini gösterirken benim gözlerim dolmaya başlamıştı bile ama yine de şükürler ediyordum sevgili Tanrıma çünkü bu nedeni bilinmeyen rahatsızlığın tedavisi yakın geçmişte mucize eseri bulunmuştu ve şans benim kızıma da gülmüştü. Çünkü Türkiye de hala bu rahatsızlığı yanlış yöntemlerle tedavi etmeye çalışan doktorlar var. Hatta Murat abim olmasaydı kimbilir bizim başımıza neler gelirdi...

Prof.Dr.Faik Beyin anlattığına göre kalp rahatsızlığı ola bir hasta tedavi edilirken var olan hemanjiomunun da küçüldüğü tespit ediliyor ve anlaşılıyor ki tedavi esnasında verilen ilaçlardan biri hemanjiomun küçülmesine sebep oluyor. Böylece şans eseri hemanjiomun tedavisinde kullanılacak ilaç bulunmuş oluyor.Fakat tedavi başladığında ilk kırksekiz saat çok önemli ve kesinlikle hasta gözlem altında tutulmalı. Haliyle biz de apar topar hastaneye yattık kızımla birlikte.
Ben çok güçlü olduumu düşünüyordum. Babişko ve anneanne darmadağan olmuşlardı. Bizi o odada da bırakıp giderken suratlarında ki ifadeyi unutmayacağım... Ne yazık ki üstlendiğim görevin kolay olmadığını kızıma damar yolu açılırken fark ettim. Öyle çok ağladı ki... ağlamadı resmen can çekişti... o ağladı ben ağladım ve ben işte o gün anne oldum!!!

Bugüne kadar bana eeee anne oldun artık diyen herkese hatta pazar günü kuzenime dahi, ben henüz anne olmadım diyordum.
Doğruyu söylüyordum... amma ben pazartesi günü gerçekten anne oldum...

Yanlış anlamayın tüm hastane personeli süperdi sadece doğal olarak 3 aylık bir bebiş için yaşananlar biraz fazlaydı ve ürkütücüydü. Haliyle o da çok yıprandı ve korktu.
Bugüne kadar nerdeyse hiç ağlamamış olan bebişim,şaka değil hiiiiiç ağlamamış bebişim 3 aya yetecek kadar çok ağladı malesefki... vucuduna tonla zımbırtı yapıştırılırken ,o odadan bu odaya koşuşturup, o ulturasondan bu ulturasona girdiğinde ağlamaktan canı çıktı bebişimin,tabi benim de... damar yolu açmak dışında hiç biri acı veren şeyler değil di ama bir kez korktu ya ufaklığım, tüm gece uyanıp içli içli ağladı...

Yine de o katta daha ne hastalar vardı,ne küçük bebişler vardı off off.. bizimkisi onların yanında fasa fiso kalıyordu..acil şifalar diliyorum hepsine.. hele odayı beraber paylaştığımız Gamze hanım ve bebişi Ece Su, çook güçlüler maşallah inşallah en kısa zamanda iyileşir Ece Su...

Canım İpek Masalımın tedavisi evde sürüyor. berbat tatları olan üç ilaç içiyor sabah akşam. ilaçları zamanlarına göre şırıngalara ayarlıyorum sonra babişko ve ben bildiğimiz bütün şaklabanlıkları sabah ve akşam olmak üzere neredeyse bir saate yakın yapıp ilaçları yutması için dua ediyoruz ama malesefki son ilaca sırageldiğinde çoktan çığlıklar kopmaya başlamış oluyor off offf diyet falan yapmama gerek kalmadı o ağladıkça ben kilo veriyorum offff offf
Eve geldiğimizden beri kucağımda uyuyor ve sürekli sıçrayıp ağlayarak uanıyor bebişim... eve arkadaşlar geldiğinde hatta Niben ablasına bile yaptı bunu, yüzüne bakıp resmen korku çığlıkları ile karışık ağladı. sanırım yatar pozisyondayken yabancı birini görünce iğne falan mı yapacaklar sanıyor anlamadım ki... ama Murat abim bu travmayı yaşayacağını söylemişti...

Ne zaman unutacak tüm bu olanları acaba???

Ama yine de çok küçük olduğu için çok dert etmeden tekrar tekrar şükrediyorum...
Biliyorum paçaları erken sıvadım gibi görünse de  ben biliyorum ve inanıyorum ki tedavimiz başarılı olacak ve biz en kısa zamanda kurtulacağız hemanjiomdan .. hatta şimdiden küçüldü bile :)))

Yaniii ne diyoomuşuzzzz ELVADA HEMANJİİİİOMM :)))

10 Nisan 2011 Pazar

unuttum:))


işte yazımın altına eklemeyi unuttuğum fotoğraflar :))
ilk fotoğrafda herşey normal tören seyrediliyor...
ikinci fotoğrafta ise çığlık gelmeden önce ki hazırlık,dudaklar bükülmüş, ağlamaya  1sn kaldı alarmı :))

3 ay yaşındayız

Resimde de görüldüğü üzere nazar koruması altındayız :))
Bu fikri takip ettiğim bloglardan birinde görüp uygulamış bulunmaktayım. Uygulamaya karar verme sebebim geçende iş yerine gittiğimiz de bebişimi gören teyzelerden biri;
-ne güzel bir bebek doğurmuşsunnnn, ayyy nazar değmiş sana
demesi oldu...
anlamadım niye öyle dedi ama ??!!??
neysee ,koyduk işte nazar boncunu :)))))

bugün ayın onu.
yanii 3 ay 2 günlüğüz ve ilk defa sesli kahkahamızı attık :))
o ne muhteşem bir sesmiş öyle.... babişko ufaklığı sabaha kadar öyle güldürse zevkle dinlerdim o kahkahayı..
inşallah hayatı boyunca böyle güler kızım..

Altta göreceğiniz fotoğraf kızımızın ilk istiklal marşı deneyimidir. Kıbrısta her cuma askerler meydanda Atatürk heykelinin önünde tören yaparlar. Bando ufak bir konser verir,sonra istiklal marşı ve küçük bir geçit töreni..

Kızımız ,askeri bandonun küçük konserinin ardından istiklal marşını annesinin kucağında dinledi.Sonra askerlerin vatanın bölünmezliği ile ilgili attığı naraların ardından çığlığı bastı hem de ne çığlık :((( üüü
Aslında acemi anne o seslerin ufaklığı için biraz yüksek volümde olduğunu biliyodu ama...
needimm bile bile lades işte :(((
Komik olan kısmı tüm tantana bitti bizim ufaklık ondan sonra çığlığı bastı:))
Çok gürültülüydü o yüzden mi ağladı,okadar yeşiller içinde adamı bir arada gördüğü için mi ağladı bilemiyorum ama kalabalıktan 'yazııık korktu bebek' falan gibi sesler yükseliyodu onu duydum .
ne diim bilemiyorum,siz de bişi demeyin oldu mu ,çünkü ben ne diyeceğinizi biliyorum :((

6 Nisan 2011 Çarşamba

Baş parmak

Ne yapacağız bu parmak emme işini yaw :))
Uykuya geçmek için en az 20 dk. cak cik cok emiyoruz valla o baş parmağı.

kadriyee ;)


Canım Kadoşum yaa vaalla sen bitanesin ... bak gittin buralardan beni sensiz bıraktın ama bi şekilde etkilerin o güzel enerjin burada :)

Hemen yukardaki fotoğrafların manasını açıklamak istiyorum. Malesef ki ben bebişime bakarken arada kendine break isteyen annelerdenim. Öbür türlüsü beni biraz kasıyor. Fakat zaman zaman işler pek sizin istediğiniz gibi gitmediğinde ipekcik bir türlü uyumak istemediğinde ,bilinen tüm şarkılar tükendiğinde saçmalamalar insanı yormaya başladığında insan' acil durumlarda camı kırınız' butonuna ihtiyaç duyuyor.

İşteeee benim acil durum butonum bu lamba :)) kadoşumun yatak odası lambası :))

Kadoşum adadan giderken bir kısım eşyasını bana bırakmıştı. bu pek süslü güzel lambacık da onlardan biri. ben de onu yatak odama astım. Veeee ipek masal bebiş pek bi beğendi bu lambayı. ne zaman onu yatağımın üzerine bıraksam neredeyse yarıımmm saat , evet evet yarım saat olambaya bakarak oyalanıp gülücükler atuyor. bende bu sayede kollarımı dinlendirip kendime biraz vakit ayırabiliyorum. Hatta geçende ipekcik lambayla flört ederken ben dolabımda ki hangi kıyafetler üzerime oluyor diye denemeler yaptım. İpekcikde bir bana bir lambaya bakarak çığlıklar atıp durdu :)) süper diimiii

Teşekkürler Kadriyecimmmm...


Bu arada biz tatlı Berkemizin doğumgünün kutlayamamıştık. Gelecek sene doğumgününde yanında olabilmek dileğiyle....
MUTLU YILLAR BERKECİİİMMM,YENİ YAŞIN KUTLU OLSUUNN...

4 Nisan 2011 Pazartesi

bir fotoğraf daha

Şimardım:)) bir de kendi fotoğrafımı koyayım dedim. Hazır babişko evde ,banyomuzu yapmışız.fotoğrafımızı çeken var:))

yeni fotoğraflar...


İlk resim iş yerine babişkoyu ziyarete gittiğimiz zaman çekildi.İkinci resim ise cumartesi gezintisin de Gülru ablamızın çektiği fotoğraflardan biri...Nasıl ama ? :))

Ben bu gözler,yanaklar için ölürüm...

Anneanneciiiimmm...

                           Anneannecimm sakın unuttum sanma bende kutluyorum senin doğumgününü :))

                                      YENİ YAŞIN KUTLU OLSUN ANNEANNECİM
                                                        SENİ SEVİYOORUUMM
                                                                 İPEK MASAL

2 Nisan 2011 Cumartesi

kaka var mı??

Onca zaman yazamayınca birikti tabi yazacak şeyler. Artık zaman sırası biraz şaşmış bir şekilde hatırladıkça yazacağım geçmiş olayları.
Fakat önce en son haberi vermek isterim. Sevgili İpeğimiz önce tam 7 gün kakasını yapmadı. Hem de sadece anne sütüyle beslenmesine rağmen. Anlamadım gitti,iki güne bir ortalığı batıra batıra yapan kız gitti...Sorun beslenme aralarının uzayıp,beslenme süresini azaltmış olmasından mı ,yoksa benim yaptığım bir yanlıştan mı bilemiyorum,bilemiyorum... 7 günün sonunda fitille kakasını yaptı ufaklığım, sonra 5 gün daha yapmadı tam korkmaya başladım yapı verdi ogece. Aman bir mutluluk biz de bir mutluluk anlatamam :)) şimdi 2 gün oldu kaka yok bekliyoruz artık:))
Bu sırada babamız iş yerinden bir milyon defa arayıp 'kaka var mı ' diye soruyor. Ben hayır deyince telefonun diğer ucundan dudağının büküldüğünü görür gibi oluyorum.

Kanadımız kırık :((

Evet bu fotoğraf havaalanında çekildi. Ayın 8 i falandı sanırım. Bilemezsiniz ayrılmak ne zor oldu anneannemizden... o gece onu yolcu ettikten sonra eve dönmeyi başaramayıp arkadaşlara gittik,bir kanadımız kırık ... ne yapacağını bilmez acemi anne baba ööyle kala kalmıştık sudan çıkmış balık misali...

Ogece bebişin odasında ki bir kişilik yatağa zar zor sıkıştık karı koca. Çünkü babamız anneyle kızını bırakıp yalnız yatamadı,o da yanımızda olmak istedi. Tahmin ettiğiniz üzere ebatları hiç de küçük olmayan anne baba o gecenin sonunda hertarafı tutulmuş kalktı yeni güne :)) ama inatla o odada tıkış pıkış yatmaya birkaç gün daha devam ettik. Sonun daa pes edip tekrar bebişin yatağını odamıza taşıyıp kendi odamıza  geçtik ama asıl olay bebişimin mucize eseri annesine acıyıp anneanne gider gitmez uykularını 4 hatta 5 saate çıkarması oldu:)) ilaç gibi oldu vallahi ilaçççç :))

Bayan Yanak :))

ölüyorum ben bu yanaklar için ölüyorum :))
Aslında benim de bebekliğimde çekilmiş buna benzer bir fotoğrafım var. Annem ikisini yan yana koyabilmek için çekti bu fotoğrafı aslında:)) süper de oldu doğrusu :)) inşallah bir gün o fotoğrafıda buraya koyabilirim...

yuppiii bloguma kavuştumm

Yaşasın bloguma kavuştum yiiihuuuu :))

Ay pek bir kötü olmuştum bloglar kapatılınca. Yazacak tonla şey vardı... karmaşada unutuldu gitti.İlk ayların telaşından pek bir heyecanla yazmaya başladığım blogumdan başka bir yere de not etmek  aklıma gelmedi,aklıma geldiğinde de zaman olmadı.Ne yazık...

Neyse uzatmadan yakınmayı acil yazmaya ve resim yüklemeye başlamalıyım:))

Bu arada izlediğim tüm bloglara kavuşmuş olmaktan dolayı çook mutluyumm:))

17 Şubat 2011 Perşembe

Duru ve Budy


Koymakta çok geciktiğim fotoğraflar bunlar.
Durucuk budy ile tanıştı.Anlaşılan sevmiş,sevmiş ki beslemeye karar vermiş.Süper değil mi?
İpekcik de sever inşallah köpüşümüzü..

Bir ay,on günlük olduk...


Evet,evet bugün kırkımız çıktı.Hemen kırk kutlamaları çerçevesinde neler yapılırmış diye internetten araştırdık.Ne çok adetimiz varmış.Altın atılmış sularla yıkanmak,kapı kapı eş dostu gezip erzak hediyeler toplamak,kırk adet taşı banyo suyuna atmak,kırk bitki çiçek herneyse onu toplayıp bebişin yıkanacağı suya atmak,yok kırk delikli kevgirden suyu geçirmek...okadar çok şey var ki...

Baktık biz bunlardan hiçbirini yapamıyoruz biz de bugünkü banyo suyumuza altın attık,anneannemiz bebişi yıkarken ben de yanında beceriksiz anneyi oynarken anneannemiz birsürü güzel dileklerde bulundu.Baktık başka bişi yapamıyoruz bir de iki ters bir düz takla attırdık bebişe (şaka,şaka :)) son cümle hariç kendimizce olayı tamamladık.Şimdi sıra bana geldi. Cümleyi bitireyim bendenizde banyoya zıplar.

Fakat gördünüz resimler birinci ayımızda çekildi.Yani on gün daha büyüdük.Hatta dün doktorumuzdaydık tas tamam 4500kg olmuşuz.İnşallah birkaç güne kırk banyosu sonrası resimlerimizi koyacağım...

ilk gezmemiz


Sonunda internetim doğru düzgün çalıştı ve ben resimleri yükleye bildim.

Burası Vildan ablamızla Eren abimizin evi. Bizim ilk gezmemiz. Hemen fotoğrafını çektik.Bir de adettenmiş ilk gezmede hediyeler verilirmiş, biz bilmiyorduk . Hemen onlarında resimlerini çekip blogumuza koyduk:))

Çook teşekkür ederiiz sevgili arkadaşlarımız VİLDAN EREN ÇAK'a...

7 Şubat 2011 Pazartesi

bahtsız bedevi...

Sekiz aylık hamileyken bir sabah kalktığımda bileğim çok ağrıyordu.Üstüne yatmışım sandım.Bekledim geçsin diye ,fazla yormadım,kullanmadım bileğimi.Doktorcumuza sorduk birşey yapamayız dedi,dikkat et dedi.Röntgen çekilemiyor,ilaç süremiyoruz kaldık öööyleee.Gittik kouyucu bir bileklik aldık.Tam da işe yaradı diyordum birgün arabadan inerken kaymamak için arabanın kapısına elimi dayadım ama malesef kaydım ve o koca göbüşümle kapı arasında sıkıştı bileğim ve daha beter oldu:))

neyse,doğumda ben çığlıklar atarken çatalın kenarlarında ki demirlere öyle yapışmışım ki bileğim çıkacak sandım ama ertesi birkaç gün şaşırtıcı şekilde bileğim daha iyiydi.Sonra yavaş yavaş daha da kötüleşti,kötüleşti.En son bulaşıcıymış gibi diğer bileğim de ağrıyıp kötüleşmeye başlayınca panikleyip doktoro gittik.

Sonuç: komik!!
Meğer tüm bunlar ben bileğimin üstüne yattığımı zannederken aslında hamilelik sırasında salgılanan hormonlar yüzünden olmuş ve hamilelik sonunda da geçmezmiş aksine bebişi kaldırmaktan daha da kötüleşirmiş en son da ameliyatlık olurmuş :((
Sol bileğim feci durumda. Sağ bileğim başlangıç aşamasında.Şimdi her iki bileğim de bandajlı, hareketi minimuma indirmek için:((
Halbu ki hamilelik sonrası en çok sevindiğim şey kendi ihtiyaçlarımı yapabilme özgürlüğü idi.Şimdi yine kısıtlandı hem de ne kıstlanma bebişimi bile alamıyorum kendi başıma:((
Olan yine anneme oluyor.Sırtında ki yük az değilmiş gibi iyice arttı.Şimdi kara kara düşünüyor dönmek zorunda kaldığında ne olacak diye. Çünkü kendi işimi göremez durumdayım. Dönmek zorunda diyorum çünkü Kıbrısta kısıtlı ziyaret veriyorlar malesef ki...
Off bu blog bebişin değilde benim günlüğüm gibi oldu...

Bu arada dün geceyi anneanneyle geçiren bebiş bu gün haliyle çok huzurluydu.Bakalım bu gece başımıza neler gelecek...
Babayla ben resmen ortadan ikiye çatlıyoruz.Çünkü bebişle bol bol sohbetler eden anneanne elbetteki bu sohbetlerin karşalığını gülücüklerle alıyor.Babişko ve ben fosss
Konuşuyoruz konuşuyoruz kaşlar çatık dik dik bakıyor kurabiyecik bize. Hatta zaman zaman annemi konuşurken gözlerinin içine bakarak dinleyen bızdık biz konuşurken bariz sıkılıp gözleri ve kafayı odanın içinde ki diğer nesneli tanımak için gezdirip duruyor.

Aaaa az kalsın unutuyordum.Bebiş bugün ilk defa iş yerine gitti.Apo yu ve Ali Rızayı ziyert etti.Cafenin üst katında sütünü içti.Yapılan kumrular falan yüzünden biraz yağ koktu. Sonra yorulduk,eve geldik.uyuyor şimdi ee gece ki uykusuzluğa hazırlanıyor bıdık güç topluyo :))

5 Şubat 2011 Cumartesi

dün gece :))

dün gece ufaklık yine hiç uyumamayı başardı. Saat beşmi altımıydı pes ettim ve anneanneye postaladım ufaklığı ama hemen öncesinde dün gece bir ilk yaşandı ve kızım ilk defa annesinin üstüne kakasını yapmadı:) Anlaşılan onun kaka maceralarını yazdığımı fark edip utandı :)
anneanneye postalanmadan az önce dayanamıyorum artık diye babamızı uyandırdım ve ondan beş dakika için bebişi pış pışlayıp gazını çıkartmaya çalışmasını rica ettim.O da bana kıyamamış bebişi almış emzirme koltuğuna bi güzel yerleşmişler omzunada yerleştirmiş bebişi poposuna hafif hafif vura vura neredeyse yarım saat geçirmişler.O süre içinde bizimkinin mızırdanması durmamış ama :))
Sonuç; babişko ve ben alt değiştirmeye koyulduğumuzda bebişin neden söylendiği ortaya çıktı.Ufaklık normalde üstüme yapmayı tercih ettiği tüm kakişi bezine yapmayı başarmış malum biz biraz gecikince :)) babişko da gazını çıkaracam diye poposuna vura vura tüm kakişi bebişin poposuna bulamış:))
 üst baş değişmedi ama bulanan kakaları temizlemek hayli vakit aldı:))
ne diim öğrenicez inşallah:))

4 Şubat 2011 Cuma

alt değiştirme

ufaklığımın geceleri uykusu kaçıyor
gece uyurken altını kirlettiğini duyuyorum ve sabaha karşı 3 gibi altını değiştirmek üzere karı koca işe koyuluyoruz birimiz üstündekileri çıkartırken diğeri sıcak su hazırlıyor malum popomuzdaki kakalar pamukla temizlenecek
işe koyuluyoruz tam temizleme işlemi sona eriyor gibi oluyor itinayla çişimizi yapıyoruz
benim tek gözüm açık tek gözüm kapalı ne yapacağımı şaşırıyorum çünkü üstünü ıslatırsa gecenin o vaktinde başatan aşağı üst baş değişeceğiz ve bızdığın tüm uykusu kaçacak
tam kurtardık derken pata pata pööötüüürtt diye bir ses sonuç;
annenin sabahlığı
geceliği
yerler
alt değiştirme ünitesinin bir kısmı ve az açık çekmecesinin içi
bızdığın beline kadar heryeri
KAKAYA BULANMIŞ :))
veee yerlere yatarak gülen bir baba

evet o gece babamız çok eğlenmişti çünkü bu onun ilk deneyimiydi bızdık artık bunu alışkanlık haline getirdi artık okadar gülmüyor ama hala eğleniyoruz

biz her alt açmamızda bir formül bulduğumuzu üstümüzü değişmek zorunda kalmayacağımızı sanıyoruz ama ufaklık inanılmaz başarılar göstererek her seferinde bizi dumurlara sürükleyip kaka içinde kalmayı başarıyor
çıkan çamaşır inanılmaz boyutlarda :))
ne bende giyecek gecelik kalıyor ne onda üst baş malum havalar iyi gitmiyor şu aralar yıkaması kolayda kurutması okadar kolay olmuyor :))
şimdi yazıyı bitiriyorum çünkü yeni bir alt açma macerasına atılacağım

1 Şubat 2011 Salı

vicdan azabı

Yazacak tonla şey var... beceriksizliklerim,uykusuzluklarım,kızgınlıklarım... nebiliiim tonla şey..

nazar değdi galiba ;) hiçbirşey yazamaz oldum. Geceleri nöbetim 3 gibi başlıyor bebiş kucağımda gözlerim duvarda ööylece tonla şey düşünüyorum. Sabaha doğru bitik birşekilde bebişi anneme postalıyorum nasıl keyifle bakıyor ona sabahın o kör saatinde. Konuşuyor onunla şarkılar söylüyor sohbetler ediyorlar. Bense bebişten mi yoksa düşünmekten mi yorgun bilmem unutmak istercesine herşeyi derin bir ölüm uykusuna dalıyorum taki ilk emzirme saatine kadar...
emzirmek için yarı gözleri kapalı ufaklığı kucağıma aldığımda gözlerimiz karşılaşıyor ufaklık bana 'işte sütaş geldi' diye bakıyor
sadece  okadar evet sadece okadar... anneme gülücükler atıyor ama...
biraz önce okuduğum bir blogda ısrarla anne doğulmaz olunur diyor

olabilecek miyim acaba??????????????
soruyorum... soruyorum çünkü bendeniz bugün çok büyük bir ayıp ettim...

lohusalığımın başından beri eşimden bir şey rica ettim özellikle işimizle ilgili olmak üzere hiçbir olumsuz şeyi bana yansıtmamasını istedim çünkü ne kaldıracak gücüm vardı nede bebişim dışında birşey düşünmek istiyordum sağolsun beni hiç üzmedi ama baktım oda yaruluyor onunla da ilgilenmek lazım bugün ilk defa bebişi anneme bırakıp dışarı biraz iş konuşmaya çıktık biz daha iş konuşmaya yeni başlamışken işten çağırdılar gittik olan biteni yerinde konuştuk  aklım başımdan gitmiş biraz fazla konuşmuşuz annem feryatlar ederek bizi geri çağırdı bebiş çoktaan acıkmış çığlıklar atıyor...
utanmış,morarmış bir şekilde eve gittim Masalı alıp nasıl mememe yapıştırdığımı bilemedim ...
bu vicdan azabı geçer mi?????
gerçekten iyi annelik öğrenilir mi???
öğrenilirse toplamda kaç vicdan azabından sonra öğrenilir???