Powered By Blogger

27 Mayıs 2011 Cuma

Costas ve Sia


Sia ve Costas Güney Kıbrıs ta yaşıyorlar. Costas ile çook uzun zaman önce arkadaş olduk,dünya tatlısı bir insan. Hani derler ya her eve lazım diye tam da öyle biri:)) çook neşeli,hayat dolu,sevgi dolu...

Sia ile Costas sayesinde tanıştık onlar bu haftasonu evleniyorlar. Sia da tıpkı Costas gibi dünya tatlısı.Fotoğrafta gülmediğine bakmayın İpek onların yanında çok mutlu çok rahat dolayısıyla ben de :))

Kıbrıs ta yaşayan T.C. vatandaşı olarak malesef politik sebepler yüzünden sadece K.K.T.C. vatandaşları Güney Kıbrısa geçebiliyor. Bununla ilgili yazacak tonla şey var ama daha sonra yazarım... Birzirimizi özlediğimiz de saolsun onlar bu tarafa geliyor da vakit geçirebiliyoruz. İnşallah bizim de onların yanına gidebileceğimiz günler gelir...

Sevgili arkadaşlarımızı şimdiden kutluyorum malesef evlilik törenlerin de olamayacağız halbuki ilk defa baş nedime olma teklifi almıştım :((

Costas ve Sia ömrünüz boyunca çook mutlu olun hep arkadaşımız kalın sizi çok seviyoruz...

Ortaya Karışık

Çünkü karıştım,karma karışık oldum :))

Tonla şey yaşanıyor.sabahlar nasıl oluyor, ne zaman akşam oluyor hiiç bir fikrim yok. Tek bildiğim her günün sonun da hep bir yarım kalmışlık hissiyle kendimi yorgun, anlamsız dizilere bakarken buluyor olmam..

Her öğleden sonra aynı şeyi söylüyorum, İpektoş gece uykusuna geçecek ve ben tüm geri kalan işlerimi bitireceğim diye ama nerdeee :))) yemekten sonra mesaisi bitmiş yorgun savaşçı bir kenera yığılıp kalıyorum.. yani kısacası sürekli memnuniyetsizim :P hemen bir örnek vereyim

Zaman zaman İpektoş bana acıyıp iki koca saat uyuyor, tabi ki kesintisiz değil ama uyuyor işte ... ben bebiş olduktan sonra anladım iki saatin neee kadar kocaman bir zaman dilimi olduğunu ve içine neler sığdırılabileceğini :)) artık tüm gününü tek bir işe ayıranlara hayret ediyorum (hemen şimarırım)
Fakat her zaman ben de bu iki koca saati verimli kullanamıyorum yada kullansam da her türlü mutsuz oluyorum, temizlik yapıyorum dinlenemedim diye üzülüyorum,dinleniyorum vay ben niye internetten İpek için birşeyler araştırıp öğrenemedim diye üzülüyorum,araştırıyorum ay azıcık uyusaydım hiç halim yok diyorum... diyorum da diyorum...
İpektoşum artık kocaman oldu :)) neler neler yapıyor...
(ortaya karışık dedim ya İpek uyanmadan aklıma gelenleri yazayım istiyorum)

Sesli sesli kahkahalar atıyor,sürekli  çığlık çıglığa bağırıyor

sıkıldığında komik bir şekilde iç çekiyor
daha da anlatamadıysa üç komik öksürük takliti yapıyor öhÖ öhÖ öhÖ (çok üçkağatçı bu kız yaa)

her bulduğunu ağzına götürüyor

salyamız hiiç eksik değil,üst baş sürekli perişan

sağına soluna dönüyordu artık sıtr üstünden yüz üstüne dönebiliyor bir süre sonra sanırım kolları acıdığı için bir çığlık atıyor hemen düzeltiyoruz hanfendiyi, o baştan başlıyor dönme çalışmasına

itinayla benim az kalan saçlarımı yoluyor ,babanın suratını çiziyor

mama sandalyesin de keyifle meyve yiyor,çorbaya da hayır demiyor

bulduğu her aralıktan televizyona bakmaya çalışıyor ve sonun da televizyon kapatılıyor

dikkati çook dağınık neredeyse hiç meme emmiyor,beni çook teleşlandırıyor :(

artık koca insan kakaları yapıyor
(iki ay ha yaptı ha yapacak diye bekledikten sonra iki güne bir kaka yapınca haliyle karı koca her kaka da küçük kutlamalar yapar hale geldik. Halimiz çook komik çook. Hatta bugün kutlamalara kendimizi çok kaptırmışız o arada ufaklık bizim yatağa çişini yapı verdi. sonuç: kucaklanmış kakalı bir popo acil temizlenmesi gereken çişli bir yatak etrafta koşuşturan anne baba... arada birilerinin de bizi kameraya alması gerek)

gecede en çok iki defa uyanan bızdık olayı aştı bin defa uyanıyor ama neden bilinmiyor.

yatağının parmaklıklarından bacakları çıkarıyor sonra sıkışıp çığlıklar atıyor
malesef daha odasına geçiremedik hala bizim odamızda yatıyor ne kadar doğru yapıyoruz bilmiyorum ama birtürlü odasına geçirmeye içim elvermiyor.
onu her kontrol etmek için otamatik uyanıp göz ucuyla baktığımda 45 derecelik bir açı yapmış buluyorum,gecenin ortasında hanfendi sıkışmadıysa artık ayaklarının olduğu yerde kafası ters yatıyor,sabaha karşı eski pozisyona dönüyor...

çok sıcak :)) yakarcalar,sivrisinekler derken isilik oldu bile...
bugün de serin anlamadım ki ne giydireceği mi!? tek bildiğim tanası da anası gibi üşüdüğün de hemencecik al al olup morarıyor :))

şimdilik aklıma gelenler bunlar biliyorum çok kötüyüm bukadar ilki tarihleriyle gün gün yazmam gerek ama o günlerde gelecek inşallah :))

12 Mayıs 2011 Perşembe

sevgili 'ben kızımın delisiyim' daha güzel yazamazdın ellerine,yüreğine sağlık

Anlaşılamamak / Anlaşamamak

Adamın biri halısını 110 akçeye satıyormuş, oradan geçen biri “bu halının değeri 150 akçe eder, çok ucuza satıyorsun” demiş. Adam dönmüş ve “ama ben 110’a kadar saymayı biliyorum” demiş. Bu kıssayı, yazının devamında da anlaşılacağı gibi moralimin bozulduğu bir gün eşim anlatmıştı. O gün bana ilaç gibi gelmişti ve o gün bugündür karşımdakinin sayabildiğinden fazlasını saymam.
Sen ne söylersen söyle, karşındakinin anladığı kadar değil midir konuştuğun. Bazen uzun uzun anlatırsın, bazen kısaca söyleyip anlaşılmasını beklersin. Her iki durumda da anlaşılmadığını fark edince üzülürsün buna. Anlaşılmamak üzer seni çünkü anlaşılman gerekmektedir. Anlaşılasın ki, anlaşabilesin.
Bu ne yazık ki her zaman böyle olmuyor çünkü ne yaparsak yapalım hayatımızda hep var 110’dan fazla sayamayan insanlar. Sen 130’la ilgili bir şeyler anlatırsın ama karşındakinin 130’u algılama ihtimali bile yoktur. Belli etmemiştir ki sana sadece 110’a kadar saydığını ya da sen anlamak istememişsindir bugüne kadar, sevgin o kadar büyüktür ki görememişsindir. Belki de hayatının tam ortasında olan atsan atılmaz, satsan satılmaz biridir ve sen her daim o insana hayatının içerisinde yer vermek zorundasındır.
Yaşadım bunu… Her iki durumu da yaşadım. Hayatımın içinde, çıkarılamazların arasında var böyleleri. Gel sana 150’ye kadar saymayı öğreteyim desen, o da neymiş bana bu kadarı yeter diyenler de var, öğret bakalım deyip öğreniyormuş taklidi yapanlar da. Gerçekten tahammülü zor oluyor, sinirler geriliyor kimi zaman ama çözüm de o kadar açık ki. 110’a kadar olan sayılarla konuşmaktan başka bir çare var mı? Ben artık öyle yapıyorum ve herkesin anlayacağı dilde konuşuyorum. Bazense 1 bile demiyorum, konuşmaya ya da anlatmaya hiç gerek görmüyorum.
Kafam rahat… Ben rahat… Susmak güzeldir bazen… Yazmaksa en güzel…

4 ay yaşındayız :))

anneler günün de benim ufaklığım da 4. ayını bitirip 5. ayından gün almaya başladı... İlk anneler günümüz pek bir tantanalı geçti pek birşey anlayamadık :)) aranması gereken tonla anneyi arayamadık ,hatta gelen telefonların bir kısmını aman bebiş uyudu aman uyandı derken kaçırdık :)) Bir sonra ki anneler gününe daha hazırlıklı olacağız inşallah:))
Resimde bebişimizin doğumgününü kutlayan Budy ve ona arkadaşlık edeceğini umduğumuz ailemizin yeni üyesi Genna var...
Yazacak tola şey birikti ama bu zamanlar anne ve babanın işlerinin yoğun olduğu zamanlar hatta cuma günü İpekcik de mesai yapacak:))
İnşallah tüm tantana başarılı bir şekilde pazar akşamı sona erecek ve ben tüm birikmiş yazıları yazabileceğim

25 Nisan 2011 Pazartesi

Ankara Gezisi...

Şu iki fotoğrafa bakın da söyleyin, bu çifte bi bebiş gerekmiyo mu yani :))
 Elifçim Mavra'yı açın çok para kazanın da bebiş yapın heh heh
 sevgili Bülent in hazırladığı süper kahvaltı masasından kalanlar:)) hazır İpek uyurken saldırdım vallahi mamalara:))
Canım Murat abimin eşi Aysel abla ve şirineleri Nilüfer ve Başak...
 İyi ki pazar günü onlara gitmişiz yoksa ufaklıkları hiç göremezdik. Nerden bilebilirdim ertesi gün hastaneye yatacağını ufaklığımın.. neyse geçti bitti hepsi Murat abimin sayesinde. Tekrar çok ama çok teşekkür ederim sana Murat abi..
 Süper fotoğraf değil mi?? :)) Süper Selin abla vee İpektoş . Keşke daha çok fotoğraf çekebilseydik...
Bu fotoğrafta İpektoşun çok küçük olduğunu düşünüp onu kucağına almayan küçük dayımızın biraz daha butlansın da öyle kucağına alacağını söylediği an :))

Yazacak tonla şey var ama İpektoş uyandııı

22 Nisan 2011 Cuma

Elveda Hemanjiom

Yazacak tonla şey var... neler oldu neler...
Teşekkür edecek çok sevgili insanlar var.. kimden başlasam...
Peki bu yazacaklarımın hastane bölümünü ufaklığım ve ben ne zaman unutacağız...

Kısaca hemanjiomu anlatayım; annem yanımızdan ayrıldıktan iki gün sonra bir sabah birden bire bebişimin kafasının arkasında beliri verdi.Babişko sabah kalktığımızda Masalı kucağına aldı ve ben o anda çığlık attım o mor şişliği görünce. Doktorumuz Mert bey bunun bir tür hemanjiom olduğunu doğuştan olduğunu,zaman zaman doğduğu an değil de 8. yada 10. hafta da görülebileceğini söyledi. Bekliyeceğiz dedi. Kimisi çok büyür,kimisi 1 yaşına kadar küçülür dedi.

Fakat bir ay için de hızla büyüdü Masalın başının arkasındaki hemanjiom. Bu arada babişko ve ben takipteydik. Tabi ki asıl olay Doç. Dr. Murat Derbent in takibi  ve ilgisiyle son noktaya geldi.

Canım Murat abim ben senin hakkını nasıl ödeyeceğim?? Hiç hiç bilemiyorum vallahi... Nedersin birgün İpek Masal la sana gerçekten teşekkür etme fırsatımız olur mu???...Seni çook ama çook seviyoruz..

Pazartesi sabahı önce Murat abimin detaylıca yaptığı muayeneden kızımız pek iyi ile geçti. Oradan Murat abim bizi Prof. Dr. Faik Sarıalioğlu na yönlendirdi. Faik bey hemanjiomun hızla büyüdüğünü onaylayıp hemen tedaviye başlamayı uygun buldu.
Ben bize bir reçete yazar,15 gün sonra kontrole gelin der diye beklerken hoop hastaneye yatıyorsunuz demez mi doktor bey...
Uygulanacak olan tedavinin hangi vakalar üzerinde nasıl etki ettiğinin resimlerini gösterirken benim gözlerim dolmaya başlamıştı bile ama yine de şükürler ediyordum sevgili Tanrıma çünkü bu nedeni bilinmeyen rahatsızlığın tedavisi yakın geçmişte mucize eseri bulunmuştu ve şans benim kızıma da gülmüştü. Çünkü Türkiye de hala bu rahatsızlığı yanlış yöntemlerle tedavi etmeye çalışan doktorlar var. Hatta Murat abim olmasaydı kimbilir bizim başımıza neler gelirdi...

Prof.Dr.Faik Beyin anlattığına göre kalp rahatsızlığı ola bir hasta tedavi edilirken var olan hemanjiomunun da küçüldüğü tespit ediliyor ve anlaşılıyor ki tedavi esnasında verilen ilaçlardan biri hemanjiomun küçülmesine sebep oluyor. Böylece şans eseri hemanjiomun tedavisinde kullanılacak ilaç bulunmuş oluyor.Fakat tedavi başladığında ilk kırksekiz saat çok önemli ve kesinlikle hasta gözlem altında tutulmalı. Haliyle biz de apar topar hastaneye yattık kızımla birlikte.
Ben çok güçlü olduumu düşünüyordum. Babişko ve anneanne darmadağan olmuşlardı. Bizi o odada da bırakıp giderken suratlarında ki ifadeyi unutmayacağım... Ne yazık ki üstlendiğim görevin kolay olmadığını kızıma damar yolu açılırken fark ettim. Öyle çok ağladı ki... ağlamadı resmen can çekişti... o ağladı ben ağladım ve ben işte o gün anne oldum!!!

Bugüne kadar bana eeee anne oldun artık diyen herkese hatta pazar günü kuzenime dahi, ben henüz anne olmadım diyordum.
Doğruyu söylüyordum... amma ben pazartesi günü gerçekten anne oldum...

Yanlış anlamayın tüm hastane personeli süperdi sadece doğal olarak 3 aylık bir bebiş için yaşananlar biraz fazlaydı ve ürkütücüydü. Haliyle o da çok yıprandı ve korktu.
Bugüne kadar nerdeyse hiç ağlamamış olan bebişim,şaka değil hiiiiiç ağlamamış bebişim 3 aya yetecek kadar çok ağladı malesefki... vucuduna tonla zımbırtı yapıştırılırken ,o odadan bu odaya koşuşturup, o ulturasondan bu ulturasona girdiğinde ağlamaktan canı çıktı bebişimin,tabi benim de... damar yolu açmak dışında hiç biri acı veren şeyler değil di ama bir kez korktu ya ufaklığım, tüm gece uyanıp içli içli ağladı...

Yine de o katta daha ne hastalar vardı,ne küçük bebişler vardı off off.. bizimkisi onların yanında fasa fiso kalıyordu..acil şifalar diliyorum hepsine.. hele odayı beraber paylaştığımız Gamze hanım ve bebişi Ece Su, çook güçlüler maşallah inşallah en kısa zamanda iyileşir Ece Su...

Canım İpek Masalımın tedavisi evde sürüyor. berbat tatları olan üç ilaç içiyor sabah akşam. ilaçları zamanlarına göre şırıngalara ayarlıyorum sonra babişko ve ben bildiğimiz bütün şaklabanlıkları sabah ve akşam olmak üzere neredeyse bir saate yakın yapıp ilaçları yutması için dua ediyoruz ama malesefki son ilaca sırageldiğinde çoktan çığlıklar kopmaya başlamış oluyor off offf diyet falan yapmama gerek kalmadı o ağladıkça ben kilo veriyorum offff offf
Eve geldiğimizden beri kucağımda uyuyor ve sürekli sıçrayıp ağlayarak uanıyor bebişim... eve arkadaşlar geldiğinde hatta Niben ablasına bile yaptı bunu, yüzüne bakıp resmen korku çığlıkları ile karışık ağladı. sanırım yatar pozisyondayken yabancı birini görünce iğne falan mı yapacaklar sanıyor anlamadım ki... ama Murat abim bu travmayı yaşayacağını söylemişti...

Ne zaman unutacak tüm bu olanları acaba???

Ama yine de çok küçük olduğu için çok dert etmeden tekrar tekrar şükrediyorum...
Biliyorum paçaları erken sıvadım gibi görünse de  ben biliyorum ve inanıyorum ki tedavimiz başarılı olacak ve biz en kısa zamanda kurtulacağız hemanjiomdan .. hatta şimdiden küçüldü bile :)))

Yaniii ne diyoomuşuzzzz ELVADA HEMANJİİİİOMM :)))

10 Nisan 2011 Pazar

unuttum:))


işte yazımın altına eklemeyi unuttuğum fotoğraflar :))
ilk fotoğrafda herşey normal tören seyrediliyor...
ikinci fotoğrafta ise çığlık gelmeden önce ki hazırlık,dudaklar bükülmüş, ağlamaya  1sn kaldı alarmı :))

3 ay yaşındayız

Resimde de görüldüğü üzere nazar koruması altındayız :))
Bu fikri takip ettiğim bloglardan birinde görüp uygulamış bulunmaktayım. Uygulamaya karar verme sebebim geçende iş yerine gittiğimiz de bebişimi gören teyzelerden biri;
-ne güzel bir bebek doğurmuşsunnnn, ayyy nazar değmiş sana
demesi oldu...
anlamadım niye öyle dedi ama ??!!??
neysee ,koyduk işte nazar boncunu :)))))

bugün ayın onu.
yanii 3 ay 2 günlüğüz ve ilk defa sesli kahkahamızı attık :))
o ne muhteşem bir sesmiş öyle.... babişko ufaklığı sabaha kadar öyle güldürse zevkle dinlerdim o kahkahayı..
inşallah hayatı boyunca böyle güler kızım..

Altta göreceğiniz fotoğraf kızımızın ilk istiklal marşı deneyimidir. Kıbrısta her cuma askerler meydanda Atatürk heykelinin önünde tören yaparlar. Bando ufak bir konser verir,sonra istiklal marşı ve küçük bir geçit töreni..

Kızımız ,askeri bandonun küçük konserinin ardından istiklal marşını annesinin kucağında dinledi.Sonra askerlerin vatanın bölünmezliği ile ilgili attığı naraların ardından çığlığı bastı hem de ne çığlık :((( üüü
Aslında acemi anne o seslerin ufaklığı için biraz yüksek volümde olduğunu biliyodu ama...
needimm bile bile lades işte :(((
Komik olan kısmı tüm tantana bitti bizim ufaklık ondan sonra çığlığı bastı:))
Çok gürültülüydü o yüzden mi ağladı,okadar yeşiller içinde adamı bir arada gördüğü için mi ağladı bilemiyorum ama kalabalıktan 'yazııık korktu bebek' falan gibi sesler yükseliyodu onu duydum .
ne diim bilemiyorum,siz de bişi demeyin oldu mu ,çünkü ben ne diyeceğinizi biliyorum :((

6 Nisan 2011 Çarşamba

Baş parmak

Ne yapacağız bu parmak emme işini yaw :))
Uykuya geçmek için en az 20 dk. cak cik cok emiyoruz valla o baş parmağı.

kadriyee ;)


Canım Kadoşum yaa vaalla sen bitanesin ... bak gittin buralardan beni sensiz bıraktın ama bi şekilde etkilerin o güzel enerjin burada :)

Hemen yukardaki fotoğrafların manasını açıklamak istiyorum. Malesef ki ben bebişime bakarken arada kendine break isteyen annelerdenim. Öbür türlüsü beni biraz kasıyor. Fakat zaman zaman işler pek sizin istediğiniz gibi gitmediğinde ipekcik bir türlü uyumak istemediğinde ,bilinen tüm şarkılar tükendiğinde saçmalamalar insanı yormaya başladığında insan' acil durumlarda camı kırınız' butonuna ihtiyaç duyuyor.

İşteeee benim acil durum butonum bu lamba :)) kadoşumun yatak odası lambası :))

Kadoşum adadan giderken bir kısım eşyasını bana bırakmıştı. bu pek süslü güzel lambacık da onlardan biri. ben de onu yatak odama astım. Veeee ipek masal bebiş pek bi beğendi bu lambayı. ne zaman onu yatağımın üzerine bıraksam neredeyse yarıımmm saat , evet evet yarım saat olambaya bakarak oyalanıp gülücükler atuyor. bende bu sayede kollarımı dinlendirip kendime biraz vakit ayırabiliyorum. Hatta geçende ipekcik lambayla flört ederken ben dolabımda ki hangi kıyafetler üzerime oluyor diye denemeler yaptım. İpekcikde bir bana bir lambaya bakarak çığlıklar atıp durdu :)) süper diimiii

Teşekkürler Kadriyecimmmm...


Bu arada biz tatlı Berkemizin doğumgünün kutlayamamıştık. Gelecek sene doğumgününde yanında olabilmek dileğiyle....
MUTLU YILLAR BERKECİİİMMM,YENİ YAŞIN KUTLU OLSUUNN...

4 Nisan 2011 Pazartesi

bir fotoğraf daha

Şimardım:)) bir de kendi fotoğrafımı koyayım dedim. Hazır babişko evde ,banyomuzu yapmışız.fotoğrafımızı çeken var:))

yeni fotoğraflar...


İlk resim iş yerine babişkoyu ziyarete gittiğimiz zaman çekildi.İkinci resim ise cumartesi gezintisin de Gülru ablamızın çektiği fotoğraflardan biri...Nasıl ama ? :))

Ben bu gözler,yanaklar için ölürüm...

Anneanneciiiimmm...

                           Anneannecimm sakın unuttum sanma bende kutluyorum senin doğumgününü :))

                                      YENİ YAŞIN KUTLU OLSUN ANNEANNECİM
                                                        SENİ SEVİYOORUUMM
                                                                 İPEK MASAL

2 Nisan 2011 Cumartesi

kaka var mı??

Onca zaman yazamayınca birikti tabi yazacak şeyler. Artık zaman sırası biraz şaşmış bir şekilde hatırladıkça yazacağım geçmiş olayları.
Fakat önce en son haberi vermek isterim. Sevgili İpeğimiz önce tam 7 gün kakasını yapmadı. Hem de sadece anne sütüyle beslenmesine rağmen. Anlamadım gitti,iki güne bir ortalığı batıra batıra yapan kız gitti...Sorun beslenme aralarının uzayıp,beslenme süresini azaltmış olmasından mı ,yoksa benim yaptığım bir yanlıştan mı bilemiyorum,bilemiyorum... 7 günün sonunda fitille kakasını yaptı ufaklığım, sonra 5 gün daha yapmadı tam korkmaya başladım yapı verdi ogece. Aman bir mutluluk biz de bir mutluluk anlatamam :)) şimdi 2 gün oldu kaka yok bekliyoruz artık:))
Bu sırada babamız iş yerinden bir milyon defa arayıp 'kaka var mı ' diye soruyor. Ben hayır deyince telefonun diğer ucundan dudağının büküldüğünü görür gibi oluyorum.

Kanadımız kırık :((

Evet bu fotoğraf havaalanında çekildi. Ayın 8 i falandı sanırım. Bilemezsiniz ayrılmak ne zor oldu anneannemizden... o gece onu yolcu ettikten sonra eve dönmeyi başaramayıp arkadaşlara gittik,bir kanadımız kırık ... ne yapacağını bilmez acemi anne baba ööyle kala kalmıştık sudan çıkmış balık misali...

Ogece bebişin odasında ki bir kişilik yatağa zar zor sıkıştık karı koca. Çünkü babamız anneyle kızını bırakıp yalnız yatamadı,o da yanımızda olmak istedi. Tahmin ettiğiniz üzere ebatları hiç de küçük olmayan anne baba o gecenin sonunda hertarafı tutulmuş kalktı yeni güne :)) ama inatla o odada tıkış pıkış yatmaya birkaç gün daha devam ettik. Sonun daa pes edip tekrar bebişin yatağını odamıza taşıyıp kendi odamıza  geçtik ama asıl olay bebişimin mucize eseri annesine acıyıp anneanne gider gitmez uykularını 4 hatta 5 saate çıkarması oldu:)) ilaç gibi oldu vallahi ilaçççç :))

Bayan Yanak :))

ölüyorum ben bu yanaklar için ölüyorum :))
Aslında benim de bebekliğimde çekilmiş buna benzer bir fotoğrafım var. Annem ikisini yan yana koyabilmek için çekti bu fotoğrafı aslında:)) süper de oldu doğrusu :)) inşallah bir gün o fotoğrafıda buraya koyabilirim...

yuppiii bloguma kavuştumm

Yaşasın bloguma kavuştum yiiihuuuu :))

Ay pek bir kötü olmuştum bloglar kapatılınca. Yazacak tonla şey vardı... karmaşada unutuldu gitti.İlk ayların telaşından pek bir heyecanla yazmaya başladığım blogumdan başka bir yere de not etmek  aklıma gelmedi,aklıma geldiğinde de zaman olmadı.Ne yazık...

Neyse uzatmadan yakınmayı acil yazmaya ve resim yüklemeye başlamalıyım:))

Bu arada izlediğim tüm bloglara kavuşmuş olmaktan dolayı çook mutluyumm:))

17 Şubat 2011 Perşembe

Duru ve Budy


Koymakta çok geciktiğim fotoğraflar bunlar.
Durucuk budy ile tanıştı.Anlaşılan sevmiş,sevmiş ki beslemeye karar vermiş.Süper değil mi?
İpekcik de sever inşallah köpüşümüzü..

Bir ay,on günlük olduk...


Evet,evet bugün kırkımız çıktı.Hemen kırk kutlamaları çerçevesinde neler yapılırmış diye internetten araştırdık.Ne çok adetimiz varmış.Altın atılmış sularla yıkanmak,kapı kapı eş dostu gezip erzak hediyeler toplamak,kırk adet taşı banyo suyuna atmak,kırk bitki çiçek herneyse onu toplayıp bebişin yıkanacağı suya atmak,yok kırk delikli kevgirden suyu geçirmek...okadar çok şey var ki...

Baktık biz bunlardan hiçbirini yapamıyoruz biz de bugünkü banyo suyumuza altın attık,anneannemiz bebişi yıkarken ben de yanında beceriksiz anneyi oynarken anneannemiz birsürü güzel dileklerde bulundu.Baktık başka bişi yapamıyoruz bir de iki ters bir düz takla attırdık bebişe (şaka,şaka :)) son cümle hariç kendimizce olayı tamamladık.Şimdi sıra bana geldi. Cümleyi bitireyim bendenizde banyoya zıplar.

Fakat gördünüz resimler birinci ayımızda çekildi.Yani on gün daha büyüdük.Hatta dün doktorumuzdaydık tas tamam 4500kg olmuşuz.İnşallah birkaç güne kırk banyosu sonrası resimlerimizi koyacağım...

ilk gezmemiz


Sonunda internetim doğru düzgün çalıştı ve ben resimleri yükleye bildim.

Burası Vildan ablamızla Eren abimizin evi. Bizim ilk gezmemiz. Hemen fotoğrafını çektik.Bir de adettenmiş ilk gezmede hediyeler verilirmiş, biz bilmiyorduk . Hemen onlarında resimlerini çekip blogumuza koyduk:))

Çook teşekkür ederiiz sevgili arkadaşlarımız VİLDAN EREN ÇAK'a...